Feature news

Kadın Hastalıkları ve Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cinsel Hastalıklar

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar  

Cinsel Yolla bulaşan hastalıklar sizin de sorununuz. Önleminizi alın!

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar yalnız "diğer" insanların hastalığı değildir. Böyle düşünürsek, yakalanma ihtimalimiz daha da artar. Bu hastalıklar kadın ve erkekleri, doğacak çocuklarını ve yakın çevrelerini etkiler. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan uzak durmak için bu hastalıkların neler olduğunu, nasıl korunulacağını ve belirtilerini bilmek gereklidir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kadınlara erkeklerden daha fazla etki yapar. Bu hastalıkların çoğu tedavi edilebilir. Tedavi edilmediklerinde ise, kısırlıktan ölüme dek pek çok olumsuz sonuca yol açabilirler. Anne karnındaki bebekler ya da yeni doğmuş çocuklar için de tehlike oluştururlar.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar nelerdir?
Sık görülen cinsel yolla bulaşan hastalıklar:

Gonore (Bel soğukluğu):
Erkeklerde sık ve yanmalı idrar yapma ve akıntı; kadınlarda akıntı, adet düzensizliği, sık ve yanmalı idrara çıkma belirtileriyle tanınır.
Cinsel yolla bulaşan hastalıkların en sık rastlanılanıdır. Karın içi iltihaplarına, kısırlığa ve üreme organlarında apselere neden olur. Gebe kadında, doğum kanalından bebeğe bulaşabilir. Yeni doğan bebekte körlük, zatürree gibi hastalıklara yol açar. Hastalık bulaştıktan 2-3 hafta sonra belirtiler başlar. Tedavisi kolay bir hastalıktır.
Sifiliz (Frengi):
Bütün vücudu etkileyen bir hastalıktır. Erken fark edildiğinde tedavi edilebilir. Annede varsa bebeğe de geçebilir. Hastalığı yapan etkenin vücuda giriş yerinde şişkin ve ağrısız bir yara ile kendini belli eder. Tedavi edilmeyip ilerlerse,sinir sistemine zarar vererek körlüğe ya da sağırlığa yol açar. Kalp kasına zarar vererek kalp hastalıklarına neden olur. Vücudun çeşitli yerlerinde tümör oluşumuna ve ölüme neden olabilir.
Şankroid (Yumuşak Çıban):
Üreme organlarında ağrılı yaralarla kendini belli eder. Genellikle yaraya yakın kasıkta oluşan şişlikler zamanla büyür ve içindeki iltihap akar. Tedavisi kolaydır.
Klamidya:
Kadınlarda sarı köpüklü bir akıntı ile kendini belli eder. Erkeklerde yanmalı idrara çıkma ve sarı akıntı ile belli olur. Kadınlarda karın içinde yaygın iltihaplanmalara yol açar. Bu durum kısırlığa, üreme organlarında apselere neden olur. Gebe kadınlarda yüksek ateş, düşük ve ölü doğuma yol açar. Doğum sırasında bebek, annenin doğum kanalından mikrobu alabilir ve akciğerlerinde ya da gözlerinde iltihaplar oluşabilir. Tedavisi kolaydır.
Trichomonas:
Yeşil ve kötü kokulu bir akıntı ile belli olan bir hastalıktır. Kadında tüplerde iltihaplanmaya neden olarak geçici kısırlığa yol açabilir. Tedavisi kolaydır.
Herpes (Genital uçuk):
Üreme organlarında kaşıntılı ve ağrılı, uçuk şeklinde sivilceler görülür ve bunlar çok ağrılı yaralara dönüşür. Kendiliğinden iyileşir, ancak tekrarlar. Tedavisi zordur. İdrar yollarında hastalıklara, menenjite, kadınlarda rahim ağzı kanseri ve düşüklere neden olur. Bebek doğarken, doğum kanalından hastalığı alabilir. Gözleri, deriyi ve sinir sistemini etkiler, bebek ölümüne yol açabilir.
Üreme organı siğilleri ve deri kabarıklıkları (HPV - Human Pappilloma Virüsü):
Dış üreme organlarında, haznede, makat ve idrar kanalının dışa yakın kısımlarında görülen, ağrısız, karnı bahar görünümünde et kümeleri belirtisi taşır. Tedavisi mümkün, ancak zordur. Tedavisi edilmezse kümeler büyüyerek çevre organlara zarar verir. Doğum yolunu, idrar kanalını, makatı tıkayabilir. Doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabilir ve bebeğin solunum yolunda siğiller oluşarak solunum sıkıntısına yol açabilir.
Hepatit B:
Su ve besinlerle bulaşan sarılık tipleri olduğu gibi kan ürünleriyle ve cinsel temasla geçen sarılık türleri de vardır. Hepatit B bunlardan biridir. Karaciğerde büyüme ve hassaslık, idrar renginde koyulaşma ve sarılık, ateş, kusma gibi belirtileri vardır. Hastalığın salgın olduğu yerlerde aşı yapılabilir. Karaciğer iltihabı,siroz, karaciğerde kanser ve ölüme neden olabilir. Kesin tedavisi yoktur. Vücudu güçlendirici tedavi, hastalığın zararını azaltır.
HIV-AİDS:
Cinsel yolla bulaşan virüslerden biridir. HIV taşıyan kanla veya kana temas etmiş araçlar yoluyla da bir insandan diğerine geçebilir. Anneden bebeğe, hamilelik döneminde, doğum sırasında ya da sütle bulaşabilir. HIV vücuda girdikten 3 ay sonra ELISA testi ile saptanır. İnsana bulaşan HIV virüsü bazen hiç hastalık yapmayabilir. Ancak virüsü taşıyanlar başkalarına bulaştırabilir.
HIV 'in neden olduğu hastalığa AIDS denmektedir. AIDS, tedavisi olmayan bir hastalıktır. Vücudun mikroplara karşı korunma sistemini bozarak bütün vücudu etkiler ve başka hastalıkların oluşmasına neden olur. HIV vücuda girdikten 5-10 yıl sonra ortaya çıkabilir. Hastalığın çıkma belirtileri arasında sürekli halsizlik, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri, cinsel organlarda uzun süreli yaralar ve tedavi ile geçmeyen mantarlar, zatürree sayılabilir. Vücudu güçlendiren tedavilerle hastanın yaşamı uzatılır.
HIV, virüsü taşıyan kişinin kullandığı klozet, bardak ya da çatıl, kaşık ile bulaşmaz. Virüs, tokalaşma, kucaklaşma, öpme ile bulaşmaz. Ancak ağız ağıza öpüşmede kanamaya yol açacak sert öpüşmeler, ağızdaki yaralar, diş fırçalanması sırasında diş etlerinin kanamış olması bulaşmaya neden olabilir.
HIV virüsü sivrisinek ya da böcekler vasıtası ile insanlara bulaşamaz. HIV virüsü, tükürük, gözyaşı, ter aksırık, öksürük, idrar ve dışkıyla bulaşmaz.
Bulaşma yolları
En sık görülen bulaşma yolu, korunmasız cinsel ilişkilerdir.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunabilmek için, ne şekillerde bulaştıklarını ve güvenli cinselliğin ne olduğunu bilmek gerekir. Cinsel ilişki sırasında, erkeğin penisinin veya kadının salgısının (hazne sıvısının) diğer eşin ağzı, vajinası veya anüsüyle teması, bulaşmaya neden olabilir. Kucaklaşma, sarılıp yatma, öpüşme, masaj, elle okşama ve mastürbasyon güvenli yollardır. En güvenli yol vajinal (penis-hazne ilişkisi), anal (arkadan ilişki) ve oral (ağızla) cinsel ilişki sırasında kondom (prezervatif) kullanmaktır.
Penis, vajina (hazne) ile temas ettiğinde, cinsel yolla bulaşan hastalıklar meniden vajina dokusuna veya vajina salgısından penisteki idrar deliğinin uç kısmına bulaşabilir. Vajinada veya peniste yara varsa, bulaşma kan ile vajina dokusuna veya penisteki idrar deliğinin uç kısmına olabilir.
Penisten akan sıvı veya meni ağızla temas ettiğinde, cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma ihtimali vardır. Ağızda kanama veya yara varsa, bulaşma ihtimali artar. Aynı şekilde ağız, vajina salgısı ile temas ettiğinde de bulaşma olabilir. Ayrıca ağzın, cinsel organlar ve anüs çevresindeki deri ile temasında parazitler bulaşabilir.
Anal (arkadan) cinsel ilişkide, cinsel yolla bulaşan hastalıklar meniden anüs dokusuna veya anüs dokusundaki kandan penisteki idrar deliğinin uç kısmına geçebilir.
Frengi, Hepatit B ve HIV için diğer bir bulaşma şekli , kan yoluyla bulaşmadır. Hasta kişiden kan nakli, hastayla aynı iğnenin veya aynı tıraş bıçağının kullanılması mikrobun bulaşmasına neden olur. İyi temizlenmemiş manikür-pedikür araçları, diş ve kadın doğum muayenesi araçları da bulaşmaya yol açar.
Korunma Yolları
Cinsel ilişki sırasında cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmayı sağlayacak tek yöntem kondom (prezervatif) kullanmaktır. Sperm öldürücü krem, köpük ve fitillerin (spermisitler) de bazı mikroplara karşı kısmen koruyuculuğu vardır. Ancak bu maddeler tek başına korunmayı sağlamaz. Eğer spermisitler ve kondom birlikte kullanılırsa korunma oranı artar.
Cinsel ilişkide bulunmamak da bir korunma yolu sayılır.
Frengi, Hepatit B ve HIV için, kanla bulaşma yoluna dikkat edilmeli ve gerek kuaför ve berber salonlarındaki araç gerecin, gerekse eczane ve sağlık kuruluşlarındaki hizmet amaçlı araç gerecin temizliğinden emin olunmalıdır.
Özellikle üreme organlarında meydana gelen yara, bere, sivilce ya da kaşıntıyla oluşan tahrişlerin hemen tedavi edilmesi, bulaşma tehlikesini azaltır.
Korunma yollarından bir diğeri, aşağıdaki belirtileri tanımak ve kişide ya da eşinde görüldüğü taktirde, derhal bir sağlık kuruluşun başvurmaktır. CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIĞI OLANLARIN EŞLERİNİN DE MUTLAKA TEDAVİ EDİLMESİ GEREKİR.
Belirtiler:
Erkeklerde;
  • Sık idrara çıkma ve idrarda yanma, ağrı,
  • Penisten idrar sonrası veya sürekli akıntı,
  • Penis yüzeyinde ağrılı ülserler ve kasıklarda elle hissedilen sertlikler.
Kadınlarda;
  • İdrara çıkmada ağrı ve yanma, sık idrara çıkma,
  • Hazneden koyu renkli ve kötü kokulu akıntı,
  • Her iki cinste;
  • Cinsel birleş sırasında ya da cinsel organlarda sürekli ağrı,
  • Sık ölü doğumlar,
  • Üreme organlarında siğiller,
  • Üreme organlarında uçuğa benzer döküntüler, şiddetli ağrı,
  • Makat veya perine (bacakların arasında kalan ve üreme organlarını örten kas dokusu) bölgesinde apseler.
Düzenli aralıklarla tekrarlanan kanser taramaları (kadınlarda pap smear testi), erken teşhis için önemlidir.
Yine çok bulaşıcı olan ve ölüme yol açan Hepatit-B virüsüne karşı aşılanma önemlidir. Her iki cinste de akıntılara dikkat etmek ve görüldüğünde hekime başvurmak gerekir. Erkekte ve kadında koyu renkli ve kokulu akıntılar cinsel yolla bulaşan hastalıkların belirtisidir. Beyaz ve kaşıntılı akıntılar ya da sırf kaşıntı, mantarların belirtisidir.
Cinsel yolla bulaşan hastalıkların bulaşma tehlikesi, eş sayısında artışla birlikte artar. Paralı cinsel ilişkiye girenler, korunmak için daima kondom (prezervatif) kullanmalı ve bulaşmaya yol açacak davranışlardan kaçınmalıdır.
Devamı »

Kısırlık (İnfertilite)

Tüpteki Mucize - Louise Brown 'un 1978 yılında tüp bebek yöntemi ile doğumu, kamuoyunun dikkatini, kısır çiftler için yeni gelişen tedavi  yöntemlerine yöneltti. Günümüzde yardımcı üreme tekniklerinde her geçen gün yeni gelişmeler olmaktadır. Bu kitapçık, kısır çiftlerin tüp bebek ve mikroenjeksiyon tedavi tekniklerini anlamalarına yardımcı olmak üzere hazırlanmıştır.
İnfertilite (Kısırlık)Klinik ve cerrahi tüm geleneksel kısırlık tedavilerinden olumlu sonuç alamayan bir çok çifte, yardımcı üreme teknikleri gebelik için umut ışığı yakabilir. Bu teknikler ile, klasik yöntemler ile çocuk sahibi olamayan çiftlerin sağlıklı bir bebek sahibi olmaları mümkündür.
Tüp Bebek, yumurta ve spermin vücut dışında laboratuvar ortamında birleştirilmesidir. Döllenme meydana gelirse, gelişen embriyo rahime transfer edilir. Embriyonun rahim içine tutunması ve gelişimini sürdürmesi beklenir. Tüp bebek, değişik nedenli kısırlıkları olan çiftlerin tercih edebileceği uygun bir yöntemdir. Tüp bebek uygulamasının başladığı ilk yıllarda bu tedavi yöntemi öncelikle kadının üreme kanallarının zarar gördüğü, kapalı oldüğü veya hiç olmadığı çiftlere uygulanıyordu. Ancak günümüzde tüp bebek endometriozise bağlı (karın içi kanamalar yapan bir kadın hastalığı), erkek nedenli, immünolojik nedenli ve nedeni teşhis edilemeyen kısırlık vakalarında uygulanan tedavi yöntemidir.
Tüp bebek tedavisine geçilmeden önce hem erkek hem de kadın eşin incelenmesi ve bu tedaviye uygunluğu tesbit edilmelidir. Erkek eşin sperm incelemesi, hormon tahlilleri, ultrasonografik incelenmesi yapılarak, üroloji konsültasyonu istenmelidir.
Kadın eşin jinekolojik muayenesi, ultrasonografik incelemesi, hormon tahlilleri, rahim filmi ve gerekirse laparoskopik incelemesi yapılmalıdır. Tüm bu tetkik ve muayeneler sonrasında çiftlere en uygun tedavi seçeneği önerilir ve çiftin gebelik beklentisi kendileri ile tartışılır. Klinik ve cerrahi tüm geleneksel kısırlık tedavilerinden bir sonuç alamayacak pek çok çift tüp bebek uygulaması ile sağlıklı bir bebek sahibi olabilirler. Tüp bebek tedavisinin temel basamakları yumurtaların uyarılması, yumurta alınması, aşılama, döllenme, embriyo gelişimi ve embriyo transferidir.
Tüp Bebeğin Basamakları
Yumurtaların Uyarılması - Bu aşamada kullanılan ilaçlar ile yumurtalıkların, her ay ürettiği tek bir yumurta yerine çok sayıda olgun yumurta üretmesi sağlanır. Bir tedavi döneminde birden fazla yumurtanın döllenmesi ve rahime transfer edilmesi gebelik şansını arttırır. Tedavide kullanılan ilaç tipi ve dozu, uygulanan programa ve hastaya göre değişir. Doktorunuz her ilacın kullanım şeklini,etki mekanizmasını ve yan etkilerini size açıklayabilir. Bir tüp bebek tedavisinde zamanlama en önemli faktördür. Yumurtaların gelişimi ultrason aracılığı ile sık sık izlenir ve hormon seviyelerini ölçülmesi için düzenli olarak kan örneği alınır. Ultrason ve kan tetkikleri aracılığı ile, yumurtaların gelişmesi izlenir.
Yumurtaların Alımı - Yumurta alımı transvaginal ultrason yardımı ile gerçekleştirilir. Yumurtalar olgunlaştığında, bir uzman hekim ultrason eşliğinde vaginal yoldan iğneyi yönlendirir. Yumurtalar, iğneye bağlı elektronik bir pompa aracılığı ile alınır. Yumurta alımı basit ve kısa süren bir cerrahi işlemdir.
Tüp BebekAşılama, Döllenme ve Embriyo Gelişimi - Yumurtalar alındıktan sonra laboratuvarda incelenir ve olgunlukları değerlendirilir. Bir yumurtanın olgunluğu, spermin eklenme (aşılama) zamanını belirler.
Aşılama yumurtaların alınmasından hemen sonra, bir kaç saat sonra veya ertesi gün yapılabilir. Yumurtaların alındığı gün, erkek eş mastürbasyon ile meni verir. Özel sperm hazırlama yöntemleri kullanılarak örnekteki ileri hareketli spermleri diğer ölü veya güçsüz spermlerden ayrılır. Bu hareketli spermler alınan yumurtalar ile birlikte içinde özel besiyerleri bulunduran kaplara yerleştirilir.
Kaplar daha sonra vücut ortamına benzer bir ortam oluşturan sabit ısı, nem sağlayan inkübatör adı verilen bir cihazın içine yerleştirilir. Döllenme 16 ila 18 saat sonra tamamlanır. Döllenmeden 12 saat sonra döllenmiş yumurat (embriyo) iki hücreye bölünür.İnkübatör içinde embriyo birkaç defa bölünebilir. 44 - 72 saat sonra iki-sekiz hücreli embriyo rahme transfer edilmeye hazır olur.
Mikroenjeksiyon - Menide az spermi olan veya yeterli sayıda spermi olmasına rağmen spermlerin yumurtayı dölleyemediği vakalarda mikroenjeksiyon tedavisi uygulanır.
Bu işlemde de yumurtaların uyarılması ile aynıdır. Mikroenjeksiyon'un tüp bebekten ayrılan kısmı aşalama basamağıdır. Mastürbasyon ile erkek eşden elde edilen meni örneği özel işlemlerden geçirilerek mikroenjeksiyon için hazırlanır. Menide hiç sperm hücresi olmayan vakalarda ise sperm hücreleri erkek üreme kanallarından (MESA) veya testis (yumurta) dokusundan elde edilir (TESE). MESA ve TESE, bir ürolog ile birlikte gerçekleştirilen küçük cerrahi işlemlerdir.
Sperm hücreleri ve yumurtalar laboratuvarda hazırlanır. Hareketsiz spermlere hücre içi metabolizmasını hızlandıran kimyasallarla hareketlilik sağlanır ve böylelikle mikroenjeksiyonda canlı spermlerin kullanılması mümkün olur. Ayrıca olgunluğu tamamlamamış sperm hücreleri mikroenjeksiyon işleminden önce laboratuvarda zenginleştirilmiş besiyerlerinde ve inkübatörler içinde bekletilerek olgunlaştırılır.
Tam olgunluğu ulaşmış yumurtaların kullanıldığı mikroenjeksiyon tedavisinde tek bir sperm özel bir mikroskop ve mikromanipülatörler aracılığı ile olgunlaşmış tek bir yumurta içine enjekte edilir. Enjekte edilen yumurtalar embriyo gelişimini sağlamak için geliştirilmiş besiyerleri içinde anne vücut ortamına benzer ortam sağlayan inkübatöre yerleştirilir.Mikroeneksiyondan sonra döllenme ve embriyo gelişimi tüp bebek işlemi gibidir.
Embriyo Transferi - Tüp bebek ve mikroenjeksiyon tedavilerindeki bir sonraki basamak elde edilen embriyoların rahim içine transferidir. Gelişen bir veya daha fazla embriyo bir transfer kateteri içine alınır. Doktor kateterin ucunu rahim boynundan içeri yönlendirir ve embriyoları içeren sıvı rahim boşluğuna bırakılır. Bu işlem sırasında bir veya birkaç embriyo transfer edilebilir. Tüm transfer işlemi toplam 10 ila 20 dakika sürer. Bazı doktorlar transfer sonrası yatak istirahati önerebilir. Artan embriyolar daha sonraki bir zamanda nakledilmek üzere dondurularak saklanabilir. Doktor ve çift embriyoların dondurulması kararını embriyo transferinden önce beraberce verir. Gebelik, embriyo transferinden en az 12 gün sonra kandan yapılan hormon testi ile anlaşılır.
Bu nedenlerin dışında tüplerin cerrahi olarak bağlanması da gebeliği engeller.
Tüplerdeki Problemlerin Teşhisi - Çocuğu olmayan çiftlerin incelenmesinde tüplerin değerlendirilmesi en önemli basamaklardan biridir. Tüplerin yapısını değerlendirebilmek için Histerosalpingografi ve Diagnostik Laparoskopi kullanılabilir;
  • Histerosalpingografi, basit bir radyolojik incelemedir: Rahim ağzından enjekte edilen özel bir boya ile rahim ve tüpler değerlendirilir. Bu işlem adet kanamasından sonraki ilk hafta içinde uygulanır.
  • Diagnostik Laparoskopi de ise karında açılan ufak bir kesiden teleskop benzeri bir cihaz ile karın içine girilerek üreme organları değerlendirilir. Laparoskopi Ile üreme organları detaylı olarak incelenir ve aynı seansta tüplerdeki yapışıklıklar giderilebilir. Özellikle yaşı ileri hastalarda diagnostik laparoskopi yapılması gereklidir ve bu işlem ertelenmemelidir.
Yumurtalama Problemi - Çocuk sahibi olamayan kadınların % 25'inde ovulasyon (yumurtlama) düzensizlikleri vardır. Bazal vücut ısısı ölçümü ile yumurtlamanın gerçekleşip, gerçekleşmediği anlaşılabilir. Kadın adet döneminin ilk gününden itibaren her sabah uyandığında derece ile ağızdan vücut ısısını ölçer ve tabloya işler. Yumurtlama gerçekleştikten hemen sonra vücut ısısı 0.5 C artar. Eğer yumurtlama gerçekleşmezse vücut ısısı değişmez. Kanda veya idrarda luteinize hormon düzeyi belirlenerek de yumurtlama doğrulanır. Ayrıca ultrason ile yapılan takipler ile de yumurtalıklarda ki folikül gelişimi ve yumurtlamanın olup olmadığı belirlenir.
Yumurtlama gerçekleşmeyen hastalarda ilaç kullanılarak follikül gelişimi ve yumurtlama sağlanır. Uygulanan tedavi ile hastaların yaklaşık % 50'si altı ay içinde gebe kalır.
Rahim Ağzındaki Sorunlar - Rahim ağzına bağlı nedenlerde kısırlığa neden olabilir. Servikal faktörlerin belirlenebilmesi için postkoital test (cinsel ilişki sonrası test) yapılması önerilir. Bu test ile servikal mukus, sperm ve ikisi arasındaki ilişki değerlendirilebilir. Cinsel ilişkiden 2-18 saat sonra kadının serviksinden alınan mukus örneği mikroskop ile incelenir. Mukus iyi kalitede ise ve yeteri kadar hareketli sperm varsa mikroskopik incelemede ileri doğru hareketli spermler görülür. Az sayıda hareketli sperm varlığı, sperm üretimindeki bozukluğu, spermlerin vagene ulaşımındaki veya servikal mukustaki problemi ve immunolojik bozukluğu gösterir.
Servikal mukustaki problemlere bağlı kısırlık,antibiyotikler,hormonlar veya intrauterin inseminasyon aşılama ile tedavi edilebilir.
Rahimdeki Sorunlar - Çocuğu olmayan kadınların % 5'inde rahimde yapısal bozukluklar, yapışıklıklar, polip ve myomlar görülür. Bunlar döllenmiş yumurtanın tutunmasını engelleyerek veya düşüklere neden olarak normal gebeliği önler.
Histerosalpingografi denen basit radyolojik inceleme ile rahimdeki yapısal bozukluklar, rahim içi yapışıklıklar, polip ve myomlar belirlenebilir.
Endometrium Kaynaklı Sorunlar - Endometriozis yaptığı yapışıklıklar ve yaralarla yumurtalıkları,rahmi ve bağırsakları birbirine bağlayarak üreme organlarının normal anatomisinin bozabilir. Bu yapışıklıklar yumurtanın atılımını ve kanallar tarafından alınmasını da engelleyebilir. Bununla birlikte araştırmacılar endometriozis dokularından salgılanan bazı kimyasalların yumurtlamayı, yumurtanın sperm ile döllenmesini ve döllenmiş embriyonun ana rahmine yerleşmesini engellediğini göstermişlerdir. Ayrıca endometriozisli hastalarda düşük riski daha fazladır. Endometriozis dokularından bebeğe zararlı kimyasalların salınması ve annenin bağışıklık sistemindeki bozukluklar düşüklere neden olabilir. Tedavi görmüş kadınlara ise bu risk artmamıştır.
Endometriozis tanısı laporoskopi ile konur ve aynı seansta cerrahi tedavi uygukanabilir.
Erkek Faktörü - Çocuk sahibi olamayan çiftlerin % 40'ında erkeğe bağlı faktörler ya tek başına kısırlık nedenidir ya da diğer nedenlere eşlik eder.
Sperm Üretimi - Testislerdeki (yumurtalıklar) ipliksi tübüllerde sperm üretimi gerçekleşir. Sperm hücresi yaklaşık üç ay gibi bir sürede olgunlaşır. Sperm hücresi baş, boyun ve kuyruk olmak üzere üç kısımdan oluşur.
MESA ve TESE Uygulamaları - Lokal anestezi ile gerçekleştirilen bu işlemler yaklaşık 30 ila 60 dakika sürer. Bu işlemlerin erkek cinsel sağlığına hiç bir olumsuz etkisi yoktur. Bu programa alınan erkek hastalar bir ürolog tarafından değerlendirlir ve işlem hakkında bilgilendirilir. Meni de hiç spermi bulunmayan vakaların yanı sıra, menide normal yapıda spermi olmayan veya bulunan spermlerin hepsinin ölü olduğu vakalar bu işlemler için aday olabilir.
MESA uygulamasında, kanalları tıkalı olan hastalarda sperm kanallarından bir mikrocerrahi işlem ile sperm elde edilir. Elde edilen spermler elde edilir. Elde edilen spermler ile mikroinjeksiyon tedavisi uygulanır.
TESE işleminde ise direk testisten (yumurtalıklardan) alınan küçük doku örnekleri özel işlemlerden geçirilerek elde edilen spermler ile mikroenjeksiyon yapılır.
MESA ve TESE uygulamaları menisinde ölü veya canlı hiç spermi olmayan, şiddetliği erkek kısırlığı vakalarında seçilen tedavi yöntemleridir. MESA, yumurtalık kanallarının tıkalı olduğu durumlarda uygulanır. TESE işlemi ise sperm kanallarında tıkanıklık olmamasına rağmen, menisinde hiç spermi olmayan hastalarda uygulanır. Bu hastalarda yumurtalıklarda sperm üretimi yetersizdir. Bu yöntemler ile elde edilen spermler, yeteri sayıda ise çiftin daha sonraki uygulamalarında kullanılmak üzere dondurularak saklanır.
Son yıllara dek klasik yöntemler ile çocuk sahibi olması mümkün olmayan bu hastalar, günümüzde gelişmiş merkezlerde uygulanan bu yöntemler ile sağlıklı çocuk sahibi olabilirler.
GIFT - Gametlerin (yumurta veya sperm) fallop tüplerine transferi anlamına gelmektedir. Gamet, dişi veya erkeğin üreme hücresidir (yumurta veya sperm). GIFT sırasında sperm ve yumurta biraraya getirilir ve fallop tüplerinden birine veya her ikisine transfer edilir.
Döllenme fallop tüplerinde doğal üremedeki seyrini izler. GIFT'te tedavi basamakları tüp bebek tedavisi gibi yumurtalıkları uyarmakla başlar. Tüp bebekte elde edilen embriyolar 2-3 gün sonra rahime transfer edilir. GIFT'te ise sperm ve yumurtalar fallop tüplerine nakledilir. GIFT için en uygun adaylar, normal, sağlıklı fallop tüplerine sahip kadınlardır. Ayrıca açıklanamayan kısırlık, hafif endometriozis, erkek faktörü, rahim boynuna bağlı veya immünolojik nedenli inferilitede çiftler GIFT işlemi için aday olabilirler. GIFT siklusu sırasında, fallop tüplerine yerleştirilmeyen ekstra yumurta ve spermler vücut dışında döllenebilir ve sonraki bir tarihte transfer edilmek üzere doldurulabilir.
Sperm özel yöntemler ile önceden hazırlanır. Gamet transferi için sperm-yumurta birleşimi bir katetere konur ve laparoskop yoluyla fallop tüplerine transfer edilir.
GIFT'te genellikle iki yumurta nakledilir. 35 yaşını geçen kadınlarda çoğul gebelik ihtimalini arttırmaksızın nakledilen yumurta sayısı arttırılabilir. Gametler yalnızca fallop tüplerinin sağlıklı göründüğü durumlarda transfer edilebilir. Doktorunuz, tüplerin sağlıksız olduğunu belirtmiş ise GIFT yerine Tüp bebek yöntemi tavsiye edilebilir. Bu nedenle GIFT işlemi Tüp bebek imkanı olan merkezlerde yapılmalıdır.
GIFT ve Tüp Bebeğin Karşılaştırılması - GIFT ve Tüp bebek arasında bir çok farklılık vardır. En önemlisi, GIFT için sağlıklı fallop tüplerine gereksinim varken, tüp bebek, hastalıklı tüplerde veya fallop tüplerinin olmadığı durumlarda da uygulanabilir. GIFT'te gamet nakli laparoskopik olarak yapılır.Gametleri,f allop tüplerine laparoskopi olmaksızın transfer etmek için yeni GIFT teknikleri araştırma aşamasındadır.Tüp bebek yönteminde döllenen yumurtalar vaginal yoldan rahime transfer edilir ve laparoskopi gerekmez. GIFT yönteminde döllenme kesin değildir.Tüp bebek ile döllenme, laboratuvar koşullarında gerçekleştiği için kesinleştirmek mümkündür. Bu da genellikle erkek nedenli veya teşhis edilemiyen infertilite durumlarında önemlidir.
Tüp Bebek / GIFT 'in Variyasonları - Yardımcı üreme tekniklerini araştırırken ZIFT, PROST ve TET gibi işlem isimleri ile karşılaşabilirsiniz. Bu teknikler GIFT 'den ayrılırlar. GIFT 'te fallop tüplerinde gerçekleşen döllenme, yukarıda adı geçen işlemlerde laboratuvar ortamında gerçekleşir. Kısırlık erkek faktörü kaynaklı ise (örneğin; spermin yumurtaya girememesi gibi) döllenmenin tespit edilmesi yararlıdır. Bu işlemler Tüp bebekten farklıdır, çünkü döllenmiş yumurta rahim yerine fallop tüplerine nakledilir. Zygote İntrafallopian Transfer (ZIFT) diğer bir ismi de PROST, yani "pronuclear stage transfer"idir. Zigot hücre bölünmesine girmemiş döllenmiş yumurtaya verilen isimdir. ZIFT yönteminde yumurtalar transvaginal ultrason aspirasyonu yoluyla alınır ve bir laboratuvar kabında döllenir. Ertesi gün döllenen yumurtaların hücre bölünme evreleri başlamadan fallop tüplerine nakledilir. Tubal Embriyo Transfer (TET), daha gelişmiş embriyoların naklidir. TET 'te 4 - 8 arası hücre evresine ulaşan döllenmiş yumurta fallop tüplerine nakledilir. Bu işlem döllenmenin yaklaşık 24 saat sonrasında gerçekleştirilir. GIFT yerine TET veya ZIFT tercih edilmesinin bir nedeni de, spermin yumurtayı dölleyip dölleyemeyeceğinin belirlenmesidir. Tüp bebek yerine TET veya ZIFT kullanılmasının tercihi ise bir merkezin aldığı sonuçlara ve deneyimlerine bağlıdır. Kadının yumurta kalitesinin kötü olduğu durumlarda, döllenme ihtimali riske atılarak ZIFT yöntemi tercih edilebilir. Daha önce başarısız bir GIFT deneyimi geçirmiş hastalar ZIFT veya TET yönteminden yararlanabilirler. Ek süreçler nedeniyle ZIFT veta TET, tüp bebek veya GIFT'e oranla daha pahalıya malolabilir.

Embriyo Dondurma Yöntemi - Mikroenjeksiyon ve tüp bebek yöntemi ile elde edilen fazla sayıdaki embriyoların daha ilerideki uygulamalarda kullanılmak üzere dondurulması işlemidir. Çeşitli kimyasalların yardımı ile dondurma işlemine dayanıklı hale getirilen embriyolar, özel cihazlarda dondurulduktan sonra,sıvı nitrojen içinde (-196 C0 'de) tekrar kullanılacağı zamana dek saklanır. Bu embriyolar ileride kullanılmak istenildiğinde, yine özel kimyasallar yardımı ile çözülür ve normal gelişimlerine devam eden embriyolar ana rahmine transfer edilir. Cryopreservation olarak adlandırılan dondurma işlemi spermlere de uygulanabilir. MESA ile sperm kanallarından veya TESE işlemi ile testislerden (yumurtalıklardan) elde edilen spermler, özel kimyasallar yardımı ile dondurularak daha ilerideki uygulamalarda kullanılmak üzere saklanır.
Sperm dondurma işlemi kanser tedavisi için radyoterapi (ışın tedavisi) veya kemoterapi (ilaç tedavisi) gören hastaların ileride çocuk sahibi olabilmelerine olanak tanır. Kemoterapi'de kullanılan ilaçlar ve ışın tedavisi, erkeklerde sprem üretimini kalıcı olarak bozabilir. Özellikle genç yaşta kanser tedavisi görmek zorunda olan erkeklerin, tedavi öncesinde alınarak dondurulan spermler ile ileride çocuk sahibi olmaları mümkündür.
Intrauterin Inseminasyon ( Aiılama ) - Aşılama olarak da bilinen intrauterin inseminasyon tedavisi çocuğu olmayan çiftlere uygulanan en yaygın tedavilerden biridir. Aşılama tedavisi sperm sayısı ve hareketliliği normalin altında olan hastalara uygulanır. Aşılama tedavisi uygulanmadan önce erkekten alınan meni örneği sayı, hareket, yapı ve antisperm antikorları yönünden detaylı olarak incelenir. Kadın eşin ise tüplerinin açık olup olmadığının değerlendirilmesi gereklidir. Uygulamanın yapılacağı gün erkekten alınan meni örneği sayı, hareket, yapı ve antisperm antikorları yönünden detaylı olarak incelenir. Kadın eşin ise tüplerinin açık olup olmadığının değerlendirilmesi gereklidir. Uygulamanın yapılacağı gün erkekten alınan meni özel yöntemlerle hazırlanarak hareketliliği ve yapısı iyi olan spermlerden enginleştirilir. Bu örnek özel katater aracılığı ile anne adayının rahmine verilir. Düzenli adet gören, tüpleri açık olan, endometriozis hastalığı olmayan ve 35 yaşın altında olan kadınlarda başarı daha yüksektir. Aşılama ile gebelik şansı her uygulamada % 15-20 civarındadır.
Aşılama yönteminin bir variasyonu Fallop Tüpü Sperm Perfüzyon tekniğidir. Bu işlemde, canlı ve dölleyebilir spermler aşılamada olduğu gibi ayrıştırılır ve hazırlanan sperm solüsyonu aşılamadakinden daha yüksek hacimdedir. Rahim boynu özel bir kateter ile geçilir ve katetrin balonu şişirilerek bir tıkaç gibi şişirilerek rahim ağzı kapatılır ve sperm solüsyonunun geriye kaçışı önlenir. Rahim içi sperm solüsyonu ile dolar ve spermler fallop tüplerine hatta karın boşluğuna kadar ulaşır. Bu yöntemin başarısının aşılamadan daha fazla olduğunu rapor eden çalışmalar vardır. İntraperitoneal inseminasyon denilen diğer bir teknikte ise sperm solüsyonu direkt olarak karın boşluğuna verilir. Bu işlem aynı zamanda aşılama ile birlikte de yapılabilir.
Gebelik Oranları Hakkında - Gebelik oranları ve sağlıklı doğum oranları aynı anlama gelmezler. Gebelik oranı canlı doğum oranına göre oldukça yüksek olabilir. Bazı merkezler gebeliği, pozitif gebelik testi olarak tanımlarlar. Diğerleri de gebeliği ultrasonda görülen gebelik kesesi olarak tanımlarlar. Biyokimyasal gebelikler oldukça sık görülür. Bu tip gebelikler kan ve idrar tahlilleri ile doğrulanan ancak ultrasonda gebelik kesesi veya embriyonun görülemediği gebeliklerdir. Merkezler başarıyı farklı şekilde tanımlarlar.Pek çok çift için başarı gebelik değil,sağlıklı bebektir. Bu teknikler sayesinde kısırlığın tedavisi artık imkansız dağildir. Sabır, olumlu yaklaşım ve uygun tedavi ile şimdi pek çok kısır çift anne-baba olmanın mutluluğunu yaşayabilir.
Genetik Hastalıkların Tedavisi - Çiftler için çocuk sahibi olmaktan çok daha önemlisi sağlıklı çocuk sahibi olabilmeleridir. Son yıllarda genetik hastalıkların tanı ve tedavisi alanında bir çok gelişmeler olmuştur. Genetik hastalıkların en erken teşhisi preimplanter genetik tanı (embriyo ana rahmine transfer edilmeden yapılan genetik inceleme) ile mümkündür. Canlı bir bebeğin yaşamına hastalıklı olduğundan dolayı kürtaj ile son verilmesi hem hekim hemde anne baba için üzücü bir durumdur. Genetik hastalık taşıyıcısı olan çiftlerin sağlıklı bebek elde edebilmeleri için tüp bebek veya mikroenjeksiyon yöntemi ile elde edilen embriyolar genetik inceleme ile değerlendirilir ve sağlıklı olan embriyolar seçilerek ana rahmine transfer edilir. Son yıllarda gelişmiş merkezlerde genetik inceleme yapıldıktan sonra ana rahmine transfer edilen embriyolar ile gebelikler elde edilmiştir. Preimplantar genetik tanı ile bebeğin doğumdan itibaren veya ileride çıkabilecek hastalıklardan dolayı kaybedilmesi önlenebilmekte ve genetik hastalık taşıyan ailelerde sağlıklı çocuk sahibi olabilmektedir.
Ülkemizde de tüp bebek ve benzer yöntemler çok çok gelişmiş olup bu konudaki hastanelerimizden destek alabilirsiniz, özel sektörün başarıları kadar devlet hastaneleride maddi durumu uygun olmayan ve çocuk özlemi yaşayan kişilere hizmet vermektedir. Bulunduğunuz ildeki üniversite ve devlet hastanelerine başvurabilrsiniz.
Devamı »

Kızlık Zarı (Hymen) Resimli

Kızlık Zarı (Hymen)
Kızlık Zarı - (Hymen) doğa tarafından vajenin giriş kısmına yerleştirilmiş olan ve kesin görevi bilinmeyen bir dokudur, bazı bilim adamları adet görünceye kadar vajeni ve rahmi dışarıdan gelebilecek mikroplara karşı koruyan bir oluşum olarak bazıları da sadece bir doku kalıntısı olarak değerlendirirler.
Hymen, kızlık zarının latince ismidir, eski Yunanlılar 'da düğün günü gelin götürülürken söylenen şarkılara HYMENAOUS derlerdi. Düğün tanrısının da adı HYMENAOUS idi. Zifaf (gerdek gecesi - ilk gece) gecesi kızlık zarı bu tanrıya adandığı için bu zarın adına HYMEN denilmiştir.
Kızlık zarının insanlık için önemi öncelikle kültüreldir.
Kızlık zarı yapısı nedir?
Kızlık halkası, bekaret zarı, kızlık perdesi gibi isimlerin de verildiği kızlık zarı (hymen), mukoza dediğimiz ağız içi yapısına benzeyen bir yapıya sahiptir. Vajina mukozasının devamından ve vajina ağzında bir kıvrıntı meydana getirmesinden oluşmuş bir zardır. Ön yüzü daha çok deri, arka yüzü ise mukoza karakterindedir. Kızlık zarının (Hymen'in) ortasında normal olarak menstruasyon kanının ve vajende üretilen sıvıların akması için bir açıklık vardır.
Herkes de kızlık zarı varmıdır? Bazı kadınlarımızda doğuştan bulunmayabilir. Yokluğu çok nadirdir.
Kızlık zarı nerededir?
Kızlık zarı vajina (döl yolu) girişinde yaklaşık 1-2 cm. içeridedir.
Herkesin kızlık zarı aynı mıdır?
Vaginal girişin ve çevresindeki organların gerilme kapasitesi östrojen hormonuna bağlıdır. Östrojen, zarı pembe-beyaz ve daha kalın yapar. Düşük östrojen düzeyinde ise zar daha kırmızı ve incedir. Biyolojik kızlık zarı şekillenmesi genellikle kişinin doğumundan önce ortaya çıkar. Kızlık zarının açılması biyolojik mekanizma ve minicik doğal yırtılmalar ile oluşur. Genellikle minik yırtılmaların tümü ön taraftadır. Zar şekillenmesinde enfeksiyon, darbe ve hormonal nedenlerin meydana getirdiği değişiklikler rol oynar
Daha basitçe şöyle diyebiliriz; kadından kadına çok büyük farklılıklar gösterebilmekle beraber belli başlı altı - yedi çeşide ayırabiliriz.
Daha detaylı ve tıbbi bir sınıflandırma ise şöyle yapılabilinir;
Şekillerine göre:
Tipik Kızlık Zarları (hymenler)
Halka Şeklinde Kızlık Zarı (Annulare Hymen) 1. Halka şeklinde kızlık zarı (Hymen annulare)
Yarımay Şeklinde Kızlık Zarı (Semilunare Hymen) 2. Yarımay şeklinde kızlık zarı (Hymen semilunare)
Dudak Şeklinde Kızlık Zarı (Labiale Hymen) 3. Dudak şeklinde kızlık zarı (Hymen labiale)

Atipik Kızlık Zarları (hymenler)
Deliksiz Kızlık Zarı (Imperforatus Hymen) 1. Deliksiz kızlık zarı (Hymen imperforatus): Bu zarda hiç bir açıklık bulunmamaktadır. İlk adet görmeyle beraber problem başlayacak, adet kanı dışarı akamayacağı için şiddetli bir ağrı şikayeti olacak ve sonuçta bu zar üzerinde adet kanının dışarı akmasını sağlayacak kadar bazı delikler hekim tarafından açılacak ve kişi rahatlayacaktır. Bu yapılan işlem kişinin cinsel ilişkide kanamasına mani olmaz.
Kalbur Biçiminde Kızlık Zarı (Cribriformis Hymen) 2. Kalbur biçimde kızlık zarı (Hymen cribriformis),
Septa Kalbur Şeklinde Kızlık Zarı (Septatus Hymen) 3. Kalbur şeklinde kızlık zarı (Hymen septatus),
Kupa Şeklinde Yarı Septa Kızlık Zarı (Subseptatus Hymen) 4. Kupa kağıdı şeklinde kızlık zarı (Hymen subseptatus).


Karakterine göre:
Deliğin Karakteri
Küçük Delikli Kızlık Zarı (Microperforate Hymen) 1. Çok küçük delikli kızlık zarı (Hymen Microperforate)
Orta Delikli Kızlık Zarı (Annulare Hymen) 2. Orta delikli kızlık zarı
Çok Geniş Delikli Kızlık Zarı 3. Çok geniş delikli kızlık zarı

Serbest Kenarın Karakteri

1. Düz kenarlı
İnce Tırtıklı (Denticular Hymen) 2. İnce tırtıklı (H denticulaire)

3. Derin çentikli (loblu hymen)

4. Çiçek tacı (H corollaire)

5. Saçaklı (H fronge)

6. Katmerli
Mukavemetine Göre:
Zayıf
  • Tül gibi ince
Sağlam
  • Lifli (H fibroze)
  • Tendon kıvamında (H tendinoze)
  • Kıkırdağımsı (H kartilajinoze)
Elastikiyetine Göre:
  1. Lastik gibi genişleyen
  2. Elastikyeti hiç olmayan
Kızlık zarı ile ilgili sıkça sorulan sorular Kızlık Zarı ile ilgili Sıkça Sorulan Sorular (SSS);
Kızlık zarı ilişki dışında ne zaman yırtılır? Kızlık zarı ilişki dışında ne zaman yırtılır?
box_answer İlişki dışında nadir olarak bazen uzakdoğu sporu, jimnastik gibi aktif ve normalin dışında bacak açma hareketi yapanlarda, kaza ve bazen düşmelerde yırtılabilir.
Kızlık zarının ne tarafından yırtıldığı bilinebilirmi? Kızlık zarının ne tarafından yırtıldığı bilinebilirmi?
Yırtılmış bir kızlık zarının ne tarafından ve nasıl yırtıldığı bilinemez Yırtılmış bir kızlık zarının ne tarafından ve nasıl yırtıldığı bilinemez, ilişkide penis ilemi, parmak veya başka bir nesne ilemi veya düşme veya başka bir nedenle mi yırtıldığı bilinemez.
Kızlık zarının ne zaman yırtıldığı bilinebilinir mi? Ne zaman yırtıldığı bilinebilinir mi?
Kızlık zarının ne zaman yırtıldığı belli olur mu? Yırtılmadan sonraki yaklaşık ilk 7-10 gün içerisinde muayene edilirse yeni olduğu söylenebilir, daha sonra ne zaman yırtıldığı da bilinemez.
Kızlık zarının yırtıldığı nasıl anlaşılır? Kızlık zarının yırtıldığı nasıl anlaşılır?
Kızlık zarım yırtıldı mı? Kızlık zarının yırtıldığı ancak muayene sırasında anlaşılır, şöyle oldu, böyle oldu, acaba yırtılmış mıdır gibi yorumlar olmaz, tek anlama yolu bir kadın doğum uzmanına muayene olmaktır. Bu muayene sadece kişinin kendisinin bilgilendirilmesi açısından yapılmaktadır.
Yırtılan kızlık zarı sonra tekrar iyileşir mi? Kapanır mı? Yırtılan kızlık zarı sonra tekrar iyileşir mi? Kapanır mı?
Kızlık zarı kendiliğinden iyileşir mi? Hayır, farklı bir yapıya sahip olan kızlık zarının yırtılan kısımları hiç bir zaman kendiliğinden tekrar birleşmez.
Kızlık zarı mastürbasyon yaparken yırtılabilir mi? Mastürbasyon yaparken yırtılabilir mi?
Kızlık zarı ve mastürbasyon Eğer içinize bir şey sokmadan sadece sürtünme yoluyla mastürbasyon yapıyorsanız yırtılmaz.
Kızlık zarı parmak girmesinden zarar görür mü? Kızlık zarı parmak girmesinden zarar görür mü?
Kızlık zarı tipleri Bu kızlık zarının tipine bağlıdır, bazı kızlık zarına hiç bir şey olmayacağı gibi, bazıları da yırtılabilir.
İlk ilişkide kızlık zarı çok acı verir mi? İlk ilişkide çok acı verir mi?
Cinsel ilişkide ağrı, acı Genelde bu sizin partnerinizle ne kadar uyum içinde olduğunuza ve kızlık zarının tipine de bağlıdır. Yavaş hareket edilecek olursa fazla bir acı vermez.
Kzılık zarı ya yırtılmazsa? Ya yırtılmazsa?
Kızlık zarının jinekolog tarafından açılması Yırtılmazsa bir jinekolog tarafından uyuşturularak size hiç bir acı verilmeden açılabilir.
İlk ilişkide kızlık zarının acısından çok korkuyorum, ne yapabilirim? İlk ilişkide kızlık zarının acısından çok korkuyorum, ne yapabilirim?
Kızlık zarı ilk ilişkide acır mı? Eşinizle anlaşarak bir jinekoloğa giderseniz, o kızlık zarınızı uyuşturarak size hiç bir şey hissettirmeden açabilir.
İlk ilişkide kızlık zarı çok kanar mı? Çok kanar mı?
Kızlık zarı kanaması Hayır, pembe renkli (vajen salgıları ile karıştığı için kanın rengi açılır) bir kaç damla kan gelebilir. Ve bu kişiden kişiye göre değişir.
Ya kanama durmazsa? Ya kanama durmazsa?
Kızlık zarı kanaması ya durmazsa? Çok kalın kızlık zarlarında bazen olabilmektedir, doktora müracaat ederseniz o gerekli müdahaleyi yaparak kanamayı durduracaktır.
Kızlık zarı tamir edilir mi? dikilir mi? Kızlık zarı tamir edilir mi? dikilir mi?
Kızlık zarı tamiri Evet, kızlık zarı dikilir ama bu ahlaki bir uygulama değildir. Unutmayınız gerçekler üzerine kurulmayan ilişkiler ve evlilikler genellikle yıkılmaya mahkumdur.
Kızlık zarımı kendim kontrol edebilir miyim? Kızlık zarımı kendim kontrol edebilir miyim?
Kendi kendine kızlık zarı kontrolü Hayır, uygun pozisyonu aldığınızda ayna yardımı ile sadece görebilirsiniz fakat tıbbi bilginiz yetersiz olduğu için hiçbir yorum yapamazsınız.
Kızlık zarının yırtılıp yırtılmadığı nasıl anlaşılır? Kızlık zarının yırtılıp yırtılmadığı nasıl anlaşılır?
Kızlık zarım yırtılmış mıdır, nasıl anlayabilirim? Kızlık zarının yırtılıp yırtılmadığının yorum ile veya yaşanan olaya göre değil sadece veya sadece muayene ile belli olacağından bu konu hakkındaki bilgiyi sadece muayene olarak edinebilirsiniz.
Kızlık zarını kim kontrol edebilir? Kim kontrol edebilir?
Kızlık zarı kontrolü Kadın doğum uzmanları bu konuda size yardımcı olabilecektir.
Kızlık zarı ultrason muayenesi ile kontrol edilebilinir mi? Veya kızlık zarının olup olmadığı ultrason muayenesinde görülebilinir mi? Kızlık zarı ultrason muayenesi ile kontrol edilebilinir mi? Veya kızlık zarının olup olmadığı ultrason muayenesinde görülebilinir mi?
Ultrason muayenesi ile kızlık zarı kontrolü Hayır, ultrason muayenesi ile bu görülemez veya anlaşılamaz.
Kontrol sırasında acır mı? veya zarar gelebilir mi? Kontrol sırasında acır mı? veya zarar gelebilir mi?
Kızlık zarı kontrolünde canım yanar mı? Hiç bir acı hissetmeyeceğiniz gibi, hiç bir zararda gelmeyecektir. Bu konuda bir şüpheniz veya sıkıntınız varsa muayeneye gidiniz. Kimse bu konuda muayene olmanızı garip karşılamayacaktır.
Devamı »