Feature news

Doğum - Gebelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Düşük (Abortus)

Gebeliğin 20. haftadan (139 günlük gebelik = 20 hafta) önce son bulmasına veya 500 gramdan az ağırlığı olan bebeğin doğmasına düşük (abortus) denir. (Gebelik haftası veya günü son adet kanamasının 1. günü başlangıç olarak kabul edilerek hesaplanır.) Başka bir deyişle gebelik ürününün rahim dışında yaşama ve yaşatılabilme yeteneğine ulaşamadan kendiliğinden veya dışarıdan müdahale ile rahim dışına atılmasıdır. 20. haftadan önce çocuk ana rahmi dışında yaşayacak olgunluğa erişmemiştir.
Düşük (Abortus) NedenleriDüşüklerin büyük bir bölümü gizli kaldığından sıklık ve oran tespit edilememiştir. Kabaca tüm gebeliklerin %10-15 'inin spontan (kendiliğinden) düşükle sonuçlandığı tahmin edilmektedir.
İlk hafta düşükleri dediğimiz düşükler ise genelde farkına varılmayan düşüklerdir. Kadın gebe kalır, çok kısa bir adet gecikmesi (birkaç gün veya bir hafta gecikir), adetin gelmesini beklerken kramplı ağrı ve normalden biraz daha şiddetli bir kanama ile düşük oluşur.Kadın çoğunlukla gebeliğin veya düşük yaptığının farkına varmaz.
Düşükleri zamanına göre;
12. haftadan önce olanları erken düşük,
12 - 20 hafta arası olanları da geç düşük olarak değerlendiriyoruz. Düşükleri isimlendirirsek;
  • Abortus imminens (düşük tehdidi)  - hafif kanama ve kasık ağrısı olabilir, rahim ağzı kapalıdır ve bebekte kalp atışları vardır yani canlıdır. Hastaya istirahat verilir, cinsel ilişki yasaklanır.
  • Abortus incipiens (başlamış ve önlenemeyen düşük) - rahim ağzı açıktır, kanama ve kasık ağrısı vardır, bebekte kalp atışı genelde yoktur. Kürtaj yapılarak kadının daha fazla kanaması ve ağrı çekmesi engellenir.
  • Abortus incompletus (tamamlanmamış, eksik kalmış düşük) - rahim içindeki gebelik materyalinin büyük bir çoğunluğu düşmüştür ama içeride halen gebeliğe ait parçalar bulunmaktadır, rahim ağzı açık kanama şiddetli ve ağrı fazladır. Hemen kürtaj yapılarak kanama ve ağrı engellenir.
  • Abortus completus (tamamlanmış düşük) - rahim içindeki bütün veya bütüne yakın gebelik materyali kendiliğinden atılmıştır, genelde ağrı tamamen kaybolur, rahim ağzı açık veya kapanmıştır, kanama hafiflemiştir, doktor kontrolü şarttır. Doktor muayene sonucuna göre kürtaja gerek görür veya görmez.
  • Missed Abortion (rahim içindeki bozulmuş gebelik) - gebelik materyali rahim içinde bozulmaya başlamıştır, bebek kalp atımı yoktur, genelde ağrı ve kanama başlangıçta yoktur, sonra ağrı ve kanama başlar. Tespit edildiğinde küretaj yapmak gerekir.
  • Abortus Habitualis (birbiri ardına 3 veya daha fazla düşük yapmaya denir) - genelde erken düşüklerde kromozom anormallikleri, geç düşüklerde rahim şekil bozuklukları neden olmaktadır. Ciddi bir araştırma yapılır, hem kadın hem erkek incelenir, sebep olan etken bulunarak tedavi edilmeye çalışılır.
  • Abortus Kriminalis (tıbbi nedeni olmadan kendisi, ebe veya doktor tarafından yapılan düşüktür) - Düşük küretajla sonlandırılıp, yüksek doz antibiyotik verilir.
  • Abortus Febrilis, Septik Abortus (Genelde tıp mensubu olmayan kişilerce veya gebenin kendi kendine düşük yapma girişimi) - sonucu enfeksiyon başlamıştır, ateşli seyreder, anne hayatını tehlikeye sokabilir, kürtajla birlikte yüksek doz antibiyotik şarttır.
  • Abortus Medicalis (Legal Abortus) ikiye ayrılır. Bunlar;
Terapötik - tıbbi nedenlerle son verilen gebelikler; sakat bebekler veya genellikle anne sağlığını tehlikeye sokabilecek gebeliklerdir.
Elektif - kadının dileği nedeni ile son verilen gebeliklerdir.
  • Abortus Spontaneus (kendiliğinden oluşan düşüklerdir) - Anne vücudu zarar görmüş, yaşama şansı bulunmayan veya kendisine zarar verecek gebelikten abortusla (düşük yaparak) kurtulmaya çalışır.

Düşük Nedenleri:

  • kromozom anomalileri (düşük nedenlerinin %68'ini oluşturur, anne yaşı ilerledikçe olma şansı artar)
  • embriyo sakatlığı (gebeliğin erken dönemindeki bebeğe embriyo denir ve bu bebekte sakatlık varsa tabiat kendi mekanizması ile bazen bu gebeliği vücuttan atar)
  • plasenta anormallikleri (plasenta çocuğun eşi olarak ta adlandırılan anne rahmine yapışmış göbek kordonu ile çocuğun beslenmesini, oksijen almasını sağlayan doku)
  • annede rahim içinde şekil bozukluğu, myom, tümör, daha evvel geçirilmiş ameliyat izlerinin bazıları ve s.
  • ani geçirilen enfeksiyon hastalıkları (kabakulak, kızamık, sarılık, herpes simplex, toxoplazma),
  • annenin kronik vücut hastalıkları (şeker, tiroid ve s.),
  • hormonal yetersizlik (progesteron yetersizliği) kesinliği şüphelidir
  • annenin ruhi depresyonları (ani ölümler, büyük korkular)
  • kaza, düşme, elektirik çarpması veya şiddete maruz kalma
  • zehirlenmeler (ilaç veya gaz ve s.)
  • sigara ve uyuşturucu maddeler
  • rahim ağzının gevşekliği ile düşük (daha evvelki doğuma bağlı olabilir, nadiren doğuştan olabilir)
  • bazı ışınlar (ultraviolenin bazı dalga boyları)
  • beslenme bozuklukları
  • bazı kan uyuşmazlığı tipleri
  • babadan gelen spermin bozukluğu gibi nedenler yer almaktadır.
Önemli Not: A- Eğer bayan olarak kan grubunuz Rh(-) negatif ve eşinizin kan grubu Rh(+) pozitif ise kan uyuşmazlığınız var demektir. Kanama düşük veya kürtaj sırasında bunu hekiminize hatırlatarak bir dahaki bebeğinizde sorun çıkmaması için Anti-D (Rhogam) iğnesi yapılmasını isteyiniz. Erkeğin kan grubu Rh(-) negatif kadının kan grubunun Rh(+) pozitif olması durumunda sorun yoktur. Her ikisinin Rh(-) negatif olmasında da yine bir sorun yoktur.
B- Düşürdüğünüz gebelik materyalini - parçasını veya kürtajla gelen parçanın patoloji laboratuvarına gönderilerek incelenmesini doktorunuzdan isteyiniz. Böylece düşüğe sebep olan sorun belki bulunabilecek ve bir dahaki gebeliğinizden önce tedavi olarak aynı sorunu yaşamayacaksınız!!

Son olarak; her kadın bunu yaşayabilir, bir kere veya bir kaç kez düşük yapmış olma demek bundan sonra gebe kalamayacaksınız demek değildir veya bebek sahibi olamayacaksınız demek değildir, hele hele bundan sonraki gebeliğinizde de düşük olacak demek hiç değildir. Düşük yukarıda da yazdığımız gibi doğanın istemediği - size zarar verebilecek veya sakat olabilecek bir gebeliği seçerek sonlandırmasıdır. Yapmamız gereken panik olmak veya üzülmek değil, doktorunuza güvenip onun önerilerine uymak, istediği test, tahlil ve tetkikleri yaptırarak bir sonraki gebelik için bedenimizi ve ruhumuzu hazırlamaktır!!
Anne olmak, isteyen her kadının hakkıdır!
Devamı »

Yüksek Riskli Gebelik

Hamileliklerin pek çoğu problemsiz seyreder ve hayal edilen sağlıklı bebek ve anne ile mutlu "sona" veya "başlangıca" ulaşır. Ancak bazı hamileliklerde ya baştan var olan veya ilerleyen gebelik haftalarında ortaya çıkan, bazen annenin bazen bebeğin ve çoğu zaman da her ikisinin sağlığını tehdit eden problemler ortaya çıkar. İşte bu hamileliklere doğum biliminde genel olarak "Riskli Gebelik" nitelemesi yapılmaktadır. Tanımında da belirttiğimiz gibi baştan çok normal görünen bir hamilelikte bile sonradan ciddi problem yaşanabileceği için "riskli" olsun olmasın bütün gebeliklerin uzman takibi altında olması büyük önem taşır. Doğum uzmanları anne veya bebek açısından normalin dışına çıkan çoğu sorunu çözümleyebilir ancak oldukça karmaşık bazı durumlarda bu konularla öncelikle uğraşan Perinatoloji- Fetal Tıp merkez ve uzmanlarının yardımına başvururlar. Anne adayının yüksek tansiyon, şeker, kalp, böbrek, karaciğer vs. gibi bazı hastalıkları hamilelik süresince ağırlaşma eğilimine girer. Bu nedenle bebek için plan yapıldığında genel sağlık sorunlarının varlığı veya derecesi belirlenmelidir. Bu hiçbir zaman genel sağlık problemleri olan bir kadının anne olamayacağı anlamına gelmez. Hatta şunu önemle belirtmek gerekir ki toplumda birçok çocuk sahibi olabilecek kadın yersiz ve abartılmış uyarılar yüzünden gebelikten kaçınmaktadır. Kendini bu durumda bulan herkes mutlaka birden fazla uzman görüşü almalı ve bebek sahibi olmaktan gereksiz yere mahrum olmamalıdır. Bağışıklık sistemine ait hastalıklar gebelikte değişik seyir gösterirler. Örnek olarak Lupus ağırlaşabilir, aynı kalabilir veya iyiye doğru da gidebilir. Astım genellikle hamilelikte daha iyiye gitme eğilimindedir. Hamilelikte birçok cilt problemi ortaya çıkar; ama pek çoğu önemsizdir ve doğumla beraber geçer, sadece seyrek görülen bazı cilt hastalıkları ağır seyredebilir. Hamilelik damarlar ve kan pıhtılaşmasında değişiklikler yaratır. Bu yüzden kanın zor veya kolay pıhtılaşmasına yol açan hastalıklar gebelikle yakından ilgilidir. Anne adayının daha önce düşükler yapmış olması sebebi bilinsin bilinmesin mevcut gebeliği de riskli kılar. Önceki düşüklerin haftası, nasıl olduğu gibi detaylar ve kan testleri ile mevcut gebelik takibi yönlendirilir. Çok erken düşüklerde kromozom anormallikleri , üç-altı ay arasında düşüklerde rahim boynu yetmezliği, daha sonraki fetal-doğum öncesi bebek- ölümü durumlarında annenin veya bebeğin hastalıkları araştırılır. Tümörler genç kadınlarda hamilelik sırasında veya öncesinde ender olarak karşımıza çıkabilir. Serviks-rahim boynu veya rahim ağzı kanseri, meme kanseri ve Lösemi grubu hastalıklar bu alanda en çok rastlananlardır. Gebelik öncesi veya başlangıcında memede kitle olup olmadığı yakın zamanda bir smear (rahim ağzından alınan sürüntü testi) yapılıp yapılmadığı konusu unutulmamalıdır. Tümörlerin değişik tip ve davranış biçimi olması nedeni ile gebeliğin devamı, sonlandırılması, veya gebelik sırasında operasyonu her biri için faklılık gösterir. Günümüzün bu alanda en ileri teknolojilerinden biri de tümör dolayısı ile yumurtalıkların alınması veya yumurtalıkların harabiyetine yol açaçak radyoterapi-ışın tedavisi- öncesinde yumurtalığın bir kısmının alınarak dondurulması ve hastanın bütün tedavileri yapıldıktan yıllar sonra bile- tekrar vücüduna nakledilerek çocuk sahibi olabilme imkanıdır. Bu teknik ülkemizde-merkezimizde- uygulanabilmektedir. Genel olarak belirtmek gerekirse annenin gebelik öncesi mevcut olan bazı hastalıkları hamilelik sürecini ve bebeği, hamilelik de mevcut hastalığın seyrini tedavisini ve sonucunu etkiler. Bebeğin gelişim anormallikleri ve hastalıklarının doğum öncesi teşhisi günümüzde oldukça ileri boyutlara ulaşmıştır. Bunun sonucu kabul edilmesi gereken en son gelişmelerle de artık anne rahmi içindeki bebeğin tedavisi gündeme gelmiştir. Ultrasonografi altında izleyerek bebeğin sağlıklı doğmasını sağlamak için birçok işlem ve operasyon Fetal Tıp Ünitemizde olduğu gibi ileri merkezlerde yapılabilmektedir. Bu operasyonlar çoğunlukla bebeğin doğum haftasına gelene kadar organlarıın gelişmeye devam etmesi amacını taşır. Bu şekilde asıl tedavi veya operasyonla bebeğin sağlıklı bir yetişkin olmasının yolu açılmış olur. Birkaç örnek verirsek; bebeğin akciğerinde sıvı toplanması veya kistler akciğerlerin gelişimini engeller, bunu bir shunt (göğüse konan bir tüp) ile düzeltmek mümkündür. Aynı operasyon bebeğin idrar yolundaki tıkanıklığı gidermek için mesaneye yapılabilmektedir. Bu yapılmadığı takdirde sonucu böbrek ve akciğerlerinin gelişmemesi ve bebeğin kaybedilmesi kesin gibidir. Diyafram- göğüs ve karnı ayıran perde- kusurlarında karın organları göğüse geçerek yine yenidoğan bebek için ölümcül durum oluşturur. Bu da Embryofetoskopi operasyonu ile rahim içine ışıklı tüp ile girilerek yemek borusuna balon konması aracılığıyla telafi edilebilir. Anlaşılacağı gibi bu alandaki teknoloji ve imkanlarımız hızla artmaktadır. Daha önce kesinlikle hayatla bağdaşmayacak bazı hastalıklar anne karnında tedavi edilebilmekte, kesinlikle hamileliğin "yasak" olduğu birçok kadın annelik hazzını tadabilmektedir. Mutlu ve sağlıklı bir gelecek dileğiyle. Devamı »

Doğum Yöntemleri

Normal vajinal doğum

Doğum ağrılarının rahim ağzını açması sonrasında annenin ıkınması ile bebeğin vajinal yolla doğmasıdır. Doğum ağrıları rahimdeki kasılmalardır. Bu kasılmalar doğumun ilk evresinde rahmi açar ve sonra da bebeği dışarı iter. Maalesef bu kasılmaları anneler ağrı olarak hissederler. Her ağrı bebeği doğuma biraz daha yaklaştırır.
Gebelik süresi son adetin ilk gününden itibaren 40 haftadır. Otuz yedinci gebelik haftasından sonra doğum başlayabilir. Bazen 40 haftalık süre dolmasına rağmen doğum başlamaz. Bu durumda klasik bilgilere göre 42. haftaya kadar beklenilebilir. Fakat bu bekleme sürecinde bebeğin plasentası yaşlanır, bebeğin kilosu artar, suyu azalabilir. Sık aralarla kontrol edilmelidir. Bu sürenin sonunda doğum kendiliğinden başlamazsa suni sancı denilen, rahimde kasılmalar oluşturan oksitosin hormonu serum içinde kontrollü olarak anneye verilir. Bebek bu sırada monitörize edilmelidir.
Doğum kendiliğinden başlarsa daha kısa sürer. Doğum eyleminde rahmin açılma süresi ilk doğumlarda 12-14 saate kadar uzayabilir. Fakat ağrılar bu süre içinde hep aynı şiddette olmayacaktır. Rahim ağzı 4-5 cm açıldıktan sonra anneyi biraz rahatsız etmeye başlar. Rahim tam açıldıktan sonra (10 cm) ağrı ile birlikte ıkınma hissedilir. Bebeğin başı doğduktan sonra hekim omuzların, gövde ve bacakların doğumunu sağlar ve bebeğin doğması ile ağrı biter. Bebeğin eşi ayrıldığı sırada da hafif bir ağrı hissedilebilir. Doğumu bekleme süresinde anneye rahim ağzını yumuşatıcı ve spazmı önleyen ilaçların zamanında yapılması sıvı verilmesi ve enerji ihtiyacının gerekirse serumla karşılanması gerekir. Çünkü rahmin kasılması için enerjiye ihtiyaç vardır.

Epidural analgezi

Epidural analgezi ile anneler çok daha rahat doğum süreci yaşamaktadır. Batı ülkelerinde normal doğumun daha yaygın olmasının nedeni epidural analgezinin daha sık kullanılmasıdır. Epidural ile doğum bugün ülkemizde pek çok merkezde başarı ve güvenle uygulanmaktadır. Epidural analgezide doğumun başında kateter yerleştirilmiş olsa bile ağrı kesici ilaç verilmesi için rahim ağzı 4 cm açılıncaya kadar beklenir. Erken dönemde uygulanırsa doğum ağrılarını, yani doğumu durdurabilir. Epidural analgezi uygulanmış olan hastalara doğum anında ıkınma hissi duymayabilirler. Fakat doğuma yardımcı olan kişiler ağrıları elle veya monitörden gözleyerek ıkınma zamanını anneye söyleyebilirler. Epidural uygulanmış olan hastalara, eğer doğum sırasında dikiş (epizyo) gerekirse ek bir ağrı kesiciye ihtiyaç duymadan onarımı yapılabilir.

Hangi durumlarda normal doğum tercih edilmez

İlk bebeğin ters (poposu ile) geliyor olması, bebeğin anne karnında yan duruşu, plasentanın önde oluşu, plasentanın erken (bebeğin doğumundan önce) ayrılması, kordonun bebeğin başının önünde olması, bebeğin suyunun ileri derecede azalması (doğum sırasında bu bebekler sıkıntıya girebilirler), üçüz gebelik, ikiz gebelikte ilk bebeğin poposunun önde olması, iri bebek (bebeğin omzunun doğurtulması sırasında sorun yaşanabilir ve köprücük kemiği ve boyun sinirleri zedelenebilir) annenin kemik yapısının dar olması(bunun için değerlendirme gebeliğin son ayı ve hatta mümkünse doğum eylemi başladıktan sonra yapılmalıdır), bel fıtığı, kalp hastalığı, yüksek tansiyon gibi annenin ıkınmasının sakıncalı olduğu durumlar, annede genital bölgede herpes (uçuk) ve HPV gibi virütik enfeksiyon durumunda, anne vajinayı daraltıcı operasyon, sezaryen veya myom operasyonu geçirmiş ise sezaryen tercih edilir. Ayrıca doğum eylemi başladıktan sonra da bebeğin kordonunun vajinaya inmesi, bebeğin kalp atışlarının azalması, doğum eyleminin ilerlememesi, suyu önceden gelmiş olan gebelerde bu sürenin 24 saati aşması durumunda sezaryen tercih edilir.

Sezaryenle doğum

Sezaryen bir batın ameliyatıdır. Batın cildine yapılan bir kesi ile batın katları açılır, batın boşluğuna girilerek rahime yapılan bir kesi ile bebek doğurtulur. Plasenta alınır ve kesilmiş olan dokular kademe kademe onarılır. Anneye genel anestezi veya epidural anestezi (bilinç açık olarak sadece belden aşağı kısmın ağrı duyusunun yok edilmesi) ile uygulanabilir.
Sezaryen bir ameliyattır. Kan kaybı, enfeksiyon riski, anesteziye bağlı komplikasyonlar, damarlarda kan pıhtısı veya amnios sıvısının oluşturacağı tıkanıklık gibi ölümcül olabilen komplikasyonlar daha sık görülür. Normal doğum eğer zor ve uzun bir sürede gerçekleşmiş ise, doğum sonrası kanama veya geç dönemde haznede bolluk ve öksürünce idrar kaçırma şikayeti gelişebilir. Genellikle doğumda dikiş bu zorlanmayı önlemek için yapılır. Sorun kalıcı olursa küçük bir operasyonla düzeltilir.

Sezeryenle normal doğum arasındaki fark

Bebek anne karnında bir sıvının içindedir. Bu sıvı bebeğin hava yollarına girer. Normal doğum sırasında vajinadan geçerken bebek sıvıyı atar. Oysa sezaryende bebeğin bu şansı yoktur. Bu nedenle doğum sonrası bebekte sık soluk alıp verme ve bazen geçici de olsa yoğun bakım takibi bile gerekebilir. Anne sezaryen sonrası ağrı nedeniyle bebeğini yeterince besleyemeyebilir. Bebek yenidoğan döneminde yeterince beslenemeyince bağırsak hareketleri yeterli olmayabilir ve bağırsaktan yeniden emilim yaşayarak tüm yenidoğan bebeklerde görülen sarılık daha belirgin boyutlara ulaşabilir.
Devamı »

Erken Doğum Riski

Erken Doğum Riskinizi Belirlemek İçin Geç Kalmayın


Hamilelik 37- 40 hafta kadar süren bir maratondur. Bu süreçte anne adaylarını endişelendiren en önemli konulardan biri ise; her anın planlandığı hamilelikte erken doğum riski ile karşı karşıya kalınmasıdır. Bebeğinizi, kollarınıza daha erken alma düşüncesi size bir anlık da olsa güzel gelebilse de; erken doğum, bebeğin sağlığını riske atacak birçok faktörü beraberinde getirmektedir. Bunun için gebelik süresinde, erken doğum riskinin belirlenip buna yönelik tedavi uygulanması gerekmektedir. Özellikle rahim uzunluğu ölçümü erken doğum riskinin belirlenmesi açısından son derece önemlidir.

Birçok bebek erken doğum sebebiyle 1 yaşına girmeden kaybediliyor

Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımlamasına göre; 20. gebelik haftasından sonra doğumun ister ağrıların başlaması veya suyun gelmesi isterse de başka bir nedenle 37. gebelik haftasından önce gerçekleşmesi “erken doğum” olarak adlandırılır. Dünyada her yıl 13 milyon “prematür bebek” doğmakta ve bunların 1 milyonu henüz 1 yaşına girmeden kaybedilmektedir. Anne karnındaki bebek ve yeni doğan (ilk 28 gün) dönemindeki tüm ölümlerin %80’i erken doğumlardan kaynaklanmaktadır.

Erken doğumu engellemede yeni yaklaşım

Daha evvel yapılan çalışmalar geçmişinde erken doğum öyküsü bulunan gebelerde cervix (rahim ağzı) uzunluğu ölçümünün erken doğumu tahminde önemli bir rol oynadığını göstermiştir. Rahim uzunluğu ne kadar kısa ise; erken doğum ve rahim içi enfeksiyon ihtimali de o derece artmaktadır. Yakın dönemde uygulamaya giren tedavi yaklaşımlarından biri de geçmişinde erken doğum öyküsü olan hastalara progesteron tedavisi verilmesi ile erken doğumun anlamlı şekilde azaltılmasıdır.

Progesteron tedavisi erken doğum riskini azaltır

Temmuz 2011 de yapılan çok merkezli bir çalışmada görülmektedir ki; geçmişinde erken doğum öyküsü bulunmayan ve risk faktörü olmayan 19-24. gebelik  haftasını içeren   grupta rahim uzunluğunun kısa ölçüldüğü durumlarda, vajinal yoldan yapılan progesteron tedavisinin erken doğumu anlamlı şekilde azalttığı gözlenmiştir.

Tüm gebeler rahim uzunluğu ölçümü yaptırmalı

Tüm hamilelik süreçlerinde erken doğumu tahmin ve engellemede izlenecek yol rahim uzunluğu ölçümü ile tarama gerçekleştirmektir. Çünkü erken doğuma giren hastaların yarısında geçmişinde bir risk faktörü bulunmamaktadır.

Erken doğumun getireceği olumsuzluklar

Genel gebe popülasyonunda  sıklığı %12.5’e varan erken doğum, anne karnındaki ve ilk 28 gündeki bebek kayıplarının % 70' inden sorumludur. Tüm cerebral plasylerin (beyin felci) % 50’si ve çocukluk çağı körlüklerinin % 30'u erken doğuma bağlıdır. Anne, fetüs sağlığı ve genel toplum üzerine olan etkilerinden dolayı erken doğumu erkenden tanımak, tahmin etmek, engellemeye çalışmak azami derecede önemlidir.

Erken doğan bebekleri bekleyen en önemli riskler


  • Solunum problemleri
  • Beyin içi kanamalar
  • Yeni doğan retinopatisi (körlük)
  • Zeka ve motor fonksiyon bozuklukları
  • Bağırsak problemleri

Bir kadın risk faktörü taşımasa da erken doğum yapabilir mi?

Şu an itibariyle erken doğumun tüm nedenleri maalesef bilinmemektedir. Yüksek risk taşımayan hastalar da erken doğum yapabilmektedirler.  Ancak önceki gebeliklerin erken doğumla sonlanmaması ve gebelik izlemi boyunca tetkik, inceleme ve genel sağlık halinin iyi gittiği durumda bu risk çok daha aşağı çekilmektedir.
Devamı »

Kadın Hastalıkları ve Sağlığı


Adet döngüsü veya siklus, son adet tarihinin ilk gününden bir sonraki adet tarihinin ilk gününe kadar geçen zamanı ve bu zaman içinde kadın vücudunda gerçekleşen olayları ifade eder. Adet döngüsü, 28 gün sürmekle birlikte, kanaması ortalama 4 gün devam eder. Tabii ki her vücut, her metabolizma, her hormonal denge farklı olduğundan kimi kadında 4 gün kiminde ise 1 hafta sürer. Ergenlik döneminden, yumurtalıklarda olgunlaşabilecek yumurta hücrelerinin tümüyle tükendiği menopoz dönemine kadar devam eder.
Yumurtalık, döllenmeye hazır bir yumurta hücresi serbestler. Rahim iç tabakası da kendini gebeliğe hazırlar. Eğer döllenme olmazsa bu yumurtanın ömrü biter ve rahim iç tabakasının kanamayla birlikte dışarı atılması tamamlandıktan sonra yeni bir adet döngüsü başlar.
Tabi işin bilimsel kısmıyla pek çoğunuz ilgilenmesiniz, her ne kadar bilmeniz gerekse de:) O yüzden ben bu adet döngüsünün vücuda yansıması olan, bizleri günlerce kıvrandıran adet ağrılarından bahsetsem daha iyi olacak.
Adet ağrıları, karın çevresinde bölgesel olarak hissedilir. İnnervasyondan dolayı viseral organların zarlarındaki gerilmeler bu bölgeye yansıyabilir. Peki bu ağrıyı hafifletmek için ne yapmalıyız?
Günde en az yarım saat spor ya da yürüyüş yapın.
Ilık suyla duş alın. Çok sıcak ve çok soğuk sudan kaçının.
Abdominal bölgenizi ve ayaklarınızı sıcak tutmaya çalışın.
Bol su ve bitki çayları içerek cildiniz nemlendirin.

Canınız tatlı çekecektir, kendinizi engellemeyin. Yiyin. Tabii ki aşırıya kaçmadan.. 

Adet süresince her gün düzenli olarak D vitamini ve Kalsiyum alın. (Bunu adet görmüyorken de yapmanız gerekir)
Mümkün olduğunca kafein, sigara ve alkol kullanmayın.
Her şeyden önemlisi şu ki, mutlu olmaya çalışın. Çünkü psikolojinizi sürekli ‘hastayım, kötüyüm, karnım ağrıyor!’ yönünde alıştırırsanız daha çok ağrı hisseder daha çok acı çekersiniz. Çevrenizdeki insanlardan anlayış bekleyin, çünkü bu dönemde hassas ve oldukça duygusal olacaksınız hormonlardan dolayı.
Unutmayın, bu bir hastalık değildir. Tam tersine vücut için çok yararlı bir döngüdür, vücudunuzun kendini yenileme mekanizmalarından biridir.
Devamı »